Eve erken geldiğim günlerden birinde televizyona bakarken bir reklam gördüm gözüm takıldı. Sonuna kadar izledim reklamı. Bir porselen firmasının yemek takımı reklamıydı bu. İçinde mor desenleri olan 84 parça yemek takımı. Oldukça güzel duruyordu gerçekten. Daha sonra yaramazlığımın hat safada olduğu çocukluk dönemlerinde annemin bana söylediği cümle geldi aklıma : " Odada top oynama tabakları kıracaksın " . Hafiften bir tebessümle bitti reklam.
Bir arkadaşım eşi ile biraz kavga etmiş, adam da daha fazla uzamasın diye çıkmış evden. Yemek yapmak için mutfağa girdiğinde kapı çalınmış ve kapıyı açtığında iki tane 10 yaşlarında çocuk. Üzerlerinde eski elbiseler, ayaklarında baş parmağı delik bir çift ayakkabı ile karınlarının aç olduğunu söylemişler. Arkadaşım kıyamamış ve salona davet etmiş yiyecek bişeyler koymak için. Çocuklardan bir tanesi dalgınlığına gelince 3-4 adım ayakkabıları ile evin içine yürümüş daha sonra geri dönüp ayakkabılarını çıkarmış ve içeri girmiş. Arkadaşım yemek hazırlarken onlar salonu incelemeye koyulmuşlar. Çocuklardan birisinin gözleri yemek takımına takılmış ve bir fincan eline almış bakmak için. Diğer çocuk ise yerine koymasını kırabileceğini söylemiş. Arkadaşım onları mutfak kapısından dinlerken çocuklardan birisi diğerine " Takım olunca daha güzel duruyorlar " demiş. Diğeri ise " Birlikte güzel durduklarını" söylemiş. Yemek gelmiş ve yedikten sonra teşekkür edip evden çıkmışlar. Arkadaşım tam geri dönerken ayak izlerini görmüş ve gözleri parkelerdeki ayak izlerinde, aklı ise yemek takımındaymış. " Takım olunca güzel duruyorlar " cümlesine takılmış. Bir müddet sonra bunu bana anlattı ve takıldığı yerde içinde bir hüzün olduğunu söyledi. Ben o akşam oturup düşündüm bunu. Sonuç benim de içimi acıttı. İnsanlar yemek takımı alabilmek için para öderler, masrafa girerler ve takım bozulmasın diye çocuklarına kızarlar. Aileler dağılıyor, yıkılıyor, ülke bundan 50 sene önceki değerlerini kaybediyor kimse kimseye birşeyler anlatmıyor. Bir yemek takımı kadar birlikte durulamıyorsa, bir yemek takımı kadar değer edinememişsek bir çok şeyimizi kaybetmişizdir değil mi ? Bize hep filmlerin başrol oyuncuları olmayı özendirdiler ve hep onlara heveslendik. İnsanlara değer verin. Bir gün o kameranın arkasına geçip kendi hayatınızı çekebilmek için, filmin başrol oyuncusu değil filmi yapan kişi olabilmek için yıllar süren kayıbımız DEĞER' i geri alalım.. Takım bozulmasın, aile bozulmasın, mahalle-il bozulmasın ki Ülke de bozulmasın..









