Zorunlu yolculuklarımdan bir tanesine daha yarın çıkıyorum Allah nasip ederse, bu süre içinde belki siteyi güncelleyemeyeceğim ama belki bir iki içerik zamanlar ve eklerim. Oradan da sanırım hazır gitmişken Edirneye de geçerim diye düşünüyorum. İpsala aslında benim için hiçte güzel hatıralarla hatırlayacağım bir yer olmadı, aksine benim hayatımdaki en önemli dönüm noktalarımdan bir tanesi ve abartısız hayatı bana zehir eden yegane hatıralar içeren bir yer. Ve şimdi mecburiyetten gitmek zorunda olduğum bir yer oluyor, ayrıca kaderin bir cilvesi mi desek bilemiyorum ama, eğer her şey yolunda giderse eski buruk hatırası tamamen tersine, yani önemli bir güzelliğe dönüşecek.
Bu şekilde hem acımın hem de mutluluğum dönüm noktası olan bir yeri tanımlıyor ipsala benim için. Kader denilen şey de bu olsa gerek, insa hayatında bir çok şey ister, bir çok hayaline kavuşmayı arzu eder ve bu hayal onu ayakta tutan sebeplerden birisidir. Benimde hayalimdeki tek beklentim olan şeye ulaşmanın yolu ipsaladan geçiyor, o sebeple içimde yaşattığım hayalime ulaşmak için sadece 24 saat kaldı. Ya da yenibir hayal kırıklığına... Aslında olmuş ve olacak olan bu iki olay arasında farklar olmasına rağmen yine de birbirinden bağımsız olaylar değil ancak şu bir gerçek ki, bu seferki yaşayacağım olası bir hayal kırıklığı daha önce yaşadığımdan kat be kat fazla olacaktır. Ama etkisi ise o kadar olmayacaktır, nedeni de zaman içinde acıların insanı adeta yüksek ateşte uzun süre dövülen demir gibi yapmasından kaynaklı olsa gerek.
Malum, demir yüksek ateşte ne kadar dövülürse o kadar kaliteli çelik olur. :) Acılar ve üzüntüler kimi zaman insanların yolunu şaşırmasına, kendini kaybetmesine sebebiyet verebilecek ölçülerde olur ve bunun örneğini çevremizde de çokça görebiliyoruz. Ben de bu nedenlerle o virajdan dönmüş birisi olarak iyi bilirim, ama çok şükür ne kendimizi kaybettik ne de yolumuzu şaşırdık. İşin tek tesellisi de bu zaten, doğru olan tektir, ve bize bu sıkıntılar doğruyu bulmamızda zemin oldu, eskisinden çok daha iyi bir ruh hali ve inancı yerleştirdi kişiliğime. Ama ne de olsa insanız ve insana dair olan beklentilerin de hala içimizde olması doğal. İşte benim tek beklentim ve bu beklentimin tek kaynağı ipsala da. Bu bir sevigili değil tabiki :) bu tip şeyleri aşalı çok zaman oldu ama öyle bir şey ki bir sevgiliden bile çok üstün, bir sevgiliden bile çok daha özlenesi...
Umarım her şey düşündüğüm ve bekledğim gibi gelişir de bugüne kadar çokta iyi rol yaparak oynadığım, mutlu adam, gülen adam, modundan da gerçekten mutlu ve güldğünde gerçekten içiyle gülen birisi haline gelebilirim. Yoksa yine bu hayat denen sahnenin, farklı farklı dekorları altında, yine o "her şey yolunda" rolünü Allah'ın bizi yaşattığı sürece oynamaya devam edeceğim demektir. Bu arada, günlük diye tanımlanan web blogumun da en duygusal yazısını yazdığımı farkederek biraz da utandım diyebiirim, ancak zaten adı üzerinde günlük bu, "insan tarafımızın da ortaya çıkması" en doğal olan sonuç olsa gerektir. Bakalım Mevlam ne eyler... neylerse güzel eyler.









