Geçtiğimiz günlerde ülkemin kültürü henüz bozulmamış bir ilçesine iş amaçlı bir ziyarete gittim. İşimi bitirdikten sonra ayrılmadan kahvede yaşlı insanların oturduğunu gördüm, gidip biraz muhabbet edeyim dedim ve daldım kahveden içeriye. 55-60 yaşlarında bir amca yanında 2-3 tane genç ile birlikte masaya oturmuş onlara bişeyler anlatıyor. Yan masasına oturdum ve çay söyleyip dinlemeye başladım. Amca bu durumu farketti ve döndü "Uzakta durma sesim yetmez" dedi. Gülerek yanına gittim. Aradan biraz zaman geçti ve müsade istedi. Tokalaşırken gel evlat benim işyerine gidelim dedi. Olur dedim ve gittik.
İşyeri bir binanın zemin katında dışarıdan çok gösterişli bir yer değildi ama içeriye girdiğimde o amcadan öyle bir ofis beklemiyordum açıkcası. Onun tabiri ile "yazane"ye geçtik. Oturunca sordu ve sonrasında da ikimizde güldük "süt içer misin ?" sorusuna. Daha sonra hakikaten iki tane çay bardağında süt geldi. Amca burda böyle mi dedim. Evet dedi yıllardır kışın burda süt içilir üşümemek için.
Muhabbet yaklaşık bir saat kadar sürdü ve bu zaman boyunca 20 yıllık işini nasıl kaybettiğini ve yeni bir 20 yıllık iş kurup 3 tane ülkeye Türk malı sattığını anlattı. En sonunda samimiyete binayen takıldım ben biraz amcaya. Amca ya "sen gelmişsin 60 yaşına iş güç yerinde para desen hesap sorulmaz ama sokaklar işsiz genç kaynıyor sen olsan ne tavsiye edersin" dedim. Verdiği cevap hayatımda duyabileceğim en iyi cevaplardandı. Yazıyı da öyle bitirelim isterim.
"Evlat.. Ben ilk 20 yıl süren işime başlarken onların yaşlarındaydım ama sokaklarda bahaneler üretmiyordum. 2. işime başladım hep kovaladım bak aradan 20 yıl daha geçti. Adım atmaya yüreğiniz yoksa yürüyemezsiniz. Koşmak.. O da sadece hayal olur.. "









