En sevdiğim sözlerden bir tanesidir ve bir insanın alçalabileceği son noktayı göstermek adına da çok güzel bir ifade. "Nokta Kadar Menfaat İçin Virgül Gibi Eğilmek" Aslında elde edilecek olan menfaatin büyüklüğü yahut küçüklüğünden çok burada birisinin bir menfaat adına alçalabileceği son noktayı göstermesi bakımından hayli düşündürücü bir cümle. Özellikle de toplumun artık iyice yozlaşıp bazı değerleri arar olduğumuz şu günlerde sıklıkla karşılaştığımız bir davranış biçimi haline geldi.
Üstelik bir insanın virgül gibi eğilmesinin ekonomik durumu ile de alakası yoktur, en fakirinden en zenginine ve orta hallisine kadar herkeste görülebilecek bir haslettir. Kimisi bir köşk'e veya arabaya çok değer verir ve onun uğruna, onu kazanmak noktasında virgül gibi eğilir. Kimisi de küçük bir takım şeyler için ki bunlar zaten çalışmak ile alınabilecek olan tarzda çok da değerli olmayan şeylerdir. ama kişilik meselesi dedik ya, bunu bileğinin hakkı ile alın teri ile çalışıp almak ile virgül gibi eğilerek almanın tad farkını bilemez.
Dolayısı ile eğilerek bedava alan, kendini tabiri caiz ise gebe hisseder, haklıdır da, ama bundan sonrası daha fecidir ki kraldan çok kralcı olma durumunda kalır. Çünkü ona virgül gibi eğilmesini söleyen ses bir daha seslenir "ama sen borçlusun" İşte bu sese de tüm dayanılmaz hafifliği ile kulak veren şahıs hiç kendisi ile alakası olmayan, yahut direk alakası olmayan bir konuda, eğildiği menfaate laf edene karşı saldırgan bir hale bürünür. Onun eğilerek sahip olduğuna emeği ve bilek gücü ile çalışarak sahip olmuş olan kişiye karşı vurdumduymaz ifadeler hatta hakaretler ederek menfaatinin kaynağına hizmeti bir borç bilir.
Bu tür kişiler tedavisi pek mümkün olmayan bir hastalığın ve hastalıklı bir ruhun sahipleridirler. Mesela bunu yine örneklendirmemiz gerekirse, menfaati uğruna virgül gibi eğilenin elde ettiği "meta"nın aynısını alın terinden arttırdığı para ile alan bir kişi, o ürün için yaşadığı bazı sorunlar nedeni ile o ürünü pazarlayandan bilgi bekleyip sorular sorduğunda, işte virgül gibi eğilen omurgasız, hemen atılır. Çünkü savunması gereken bir menfaati vardır, ama bilmez ki karşısındaki zaten hakkı olan bir şeyi talep etmektedir ve üstelik bunu virgül gibi eğildiğinden istemektedir. ama o kendine vazife çıkarmalıdır, çünkü omurgasız olmak bunu gerektirir. Hatta o kadfar ileri gider ki bu uğurda karşısındaki insanın namus, haysiyet ve onuruna saldıracak nitelikteki sözlerle hakkını alma noktasında uğraş veren kişiye saldırır.
Bakın, "Nokta Kadar Menfaat İçin Virgül Gibi Eğilmek" bir insanı hangi noktadan nereye getirmiştir, artık sınırları da alt üst etmek pahasına yaladığı kemiğin hakkını vermeyi kendine bir borç bilir hale gelmiştir. Üstelik bu menfaatin kaynağı olanın da bundan haberi bile yoktur, ama olsun vazife çıkaran omurgasız hizmetinde de kusur etmek istemez.
İşte böyleleridir Nokta Kadar Menfaat İçin Virgül Gibi Eğilenler, ve eğildikleri noktada da haysiyet ve onurunu teslim ettikleri için karşısındakinin de haysiyet ve onurunu görmezden gelenler. Ancak şunu ayırmak gerekir ki, bir menfaat için birisine yaklaşan ama bir haksızlık olduğunda da bu haksızlığa karşı eleştirel yaklaşabilen kişiler çok daha farklı kulvardadır. Bizim sözümüz katıksız olarak menfaate köle olmuşların davranış biçimidir.
O sebeple, insanı insan yapan erdemlerden birisi de "Dünyasını kaybedecek olsa dahi, değil minik bir menfaat uğruna, haksızlık karşısında susmamaktır" Üzerine haksızlığı körüklemek artık ne seviye bir "çukur" harekettir varın siz düşünün. Öyle ya Hadis-i şerif bile böyle der; "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" Tabi bu hazksızlık karşısında konuşmak haksızlığa arka çıkmak şeklinde yorumlanırsa o zaman anlam da uçar gider.
Dolayısı ile "Nokta Kadar Menfaat İçin Virgül Gibi Eğilmek" haysiyetsiz bir davranıştır, buna bir de kraldan çok kralcılık eklenirse "Onursuzluktur" bir de buna hala haksızlığın arkasında durmaya devam edilmesi eklenirse artık insanı insan yapan erdemlerin terkedilerek "çukur" bir seviyeye insanın kendi kendini getirmesidir.
Elbetteki bu yazı genel bir yazı olarak algılanmayabilir, zaten özel bir yazı ve özel kişi, kastedilerek yazılmıştır. Ancak yine de herkesin çıkaracağı bir ders elbette ki yazı içinde mevcuttur. O kişi ise, kendini zaten bilir, o kişi "doğmamış çocuğa don biçmek" cümlesine karşılık seviyesini gösteren tarzda hem namusa, hem onura dokunacak lafları edebilen ve bu laflarla yukarıdaki sözün anlamını eş görecek kadar gerzek bir yapıdadır. Siz siz olun böyle insanlarla tartışmaya girmeyin, pisliğe temas edenin eli kirlenir, bırakın, arkanızı dönün ve gidin, kaçan olun ama pisliğe değen olmayın. ben değdim, elim pislendi, yıkadım tekrar tekrar yıkayacağım. Bırakın da kendi omurgasız ve onursuz hayatını kendi kokuşmuşluğu ile sürdürsün. Nokta kadar menfaat içinm virgül gibi eğilen değil, "Elif" gibi dosdoğru olanlar her iki dünyada da kazanırlar
Hayatını dolar'a, euro'ya ve diğer dünya menfaaetlerine odaklamamış, sadece onurlu ve haysiyetli bir hayat yaşamak amacı ile mücadele eden ve bunun için belki de çok önemli menfaaetleri elinin tersi ile iten insanlara selam olsun.









