Türkiye milli basketbol takımı olarak mücadelenin son salise'lere kadar devam edeceğinin bilincinde olan bir takım ruhu ile gelen 2010 basketbol dünya şampiyonası finali çok konuşulacağı açık. Ancak konuşulacak şeylerin başında da şühesiz milli takımın başında olan ve kanser tedavisini yarım bırakıp takımının başında olan Tanjevic geliyor. Her kazanan takımın mutlak bir motivasyon aracı vardır ki bundan bir kaç zaman öncesine kadar antrenörlerine soğuk olan milli takım bu azim karşısında pes etti.
Tanjevic'in o özverisinin ateşlediği milli takım hocasının bu azmine ve dirayetine sahip çıkarak takımı herp beraber finale taşıdılar ki olması, yapılması gereken de buydu. Tanjevic faktörünün zafere kilitlediği oyuncularımızın da muhteşem sabrı ve son maçtaki şansın da etkisi ve tabiki Kerem2in son dakika basketi izlenmeye değer unsurlandandı. her ne kadar Ersan'ın insanı çileden çıkaran ve "ne olmuş buna" dedirten kötü oyunu nihayetinde aldığı 5 faul ile dışarıda kalması takımın farkında olmadan kurtulmasına vesile oldu.
Her şeye rağmen eğer bir kahraman aranıyorsa bu kişi öncelikle Tanjevic'tir ki ondan sonra da oyuncularımızın gayreti alkışa değerdi. Bu gece amerika ile final'de altın madalya için savaşacak olan millilere başarılar diliyor ve ersan'dan bugün dünün acısını çıkarmasını bekliyoruz. Tebrikler tanjevic, tebrikler tek tek tüm oyunculara... umarız bu vesile ile dün bile haberlerde hakettiği yeri bulamayan basketbol bugünden sonra gündemi tutmaya layık görülür!









